Samstag, 6. Februar 2016


daha iyi göreyim diye hep sana
bendimi fedai kılayım diye tek sana
baktım ağzım tatlandıkça hep sana
...

Mittwoch, 20. Januar 2016



Kaygu çektim tasa hoş gam hoş
Sözün ile gönül hoş başım hoş
Meyin içtim üzüm hoş koruk hoş
Derdin ile gönül hoş başım hoş

Binbir türlü emrine râm olam
Hem can hemi ten ile tam olam
Kabre koyun aşk ile sırdaş olam
Ah ben beni bir lahza bilse idim

Montag, 14. September 2015



"... "En fenası da insanın kendini kandırmasıdır." dedi.
Gerçekten de öyleydi. İnsan, en kolay kendini kandırıyor ve inandırıyordu.
Yüzümden okuyordu bunları, içimi karış karış biliyordu. Çünkü en çok ona benziyordum, en çok beni görüyordu."

Dienstag, 25. August 2015




Sarhoş ne anlar badeden
İçmeden geçeriz tenden
Sen seni ondan bilmeden 
Görme kadehin şevkinden

Gönül bilenedir bilene 
Bilmeyen neylesin bülbüle
Başta durmaz balta vurmaz 
Gönül bilenedir bilene 

Ne ayıktı ne de uyanık
Ne dinledi ne de anladık.
Hem candı hem de yandık 
Gönül bilenedir bilene




Mittwoch, 19. August 2015



Ben bu Fırat'ın akışına kurban kaçıncı kadınım? Bir şey söyleyeceksen şunu söyle ben Fırat'a böyle dert olmuş hangi kadınım? Fırat elbet bir nehirden fazlasıdır ve Suzan Suzi elbet bir türküden fazlası.

Haydi türküyü bitir. Ben seni duymamaya dayanamam Tanrım.


Meyden hoş, serden hoş, badeden hoş canım! Gecenin aşkı olmasa gündüzüm ne manasız olurdu. Gecenin iniltisi gündüzün gürültüsünden sevimli geliyor. Ve ölümün rengi tırnaklarımda parlıyor. 

Uyanıklığım kahırdır ey uyanmak dileyen! Uyanmak dileyen bade ile uyusun. Bade tüm hoşlukların anasıdır, gebesidir, kendisidir. Tam da bu gece, ölmeden önce, öldürüyorum tırnaklarımın rengini. Ölümün taze kokusu burnumu yakıyor. Tüm sevdiklerimi ölmeden önce öldürüyorum ey! Çünkü dayanamam, has bahçemin gülüdür ölüm. Bu ölüm Allah'ın emri, şu ayrılık herkesten sadık. Bu ölüm hangimizi diriltir? Şu ayrılık kavuşmak bilmez. Çünkü kavline sadık, gönlüne sadık; sadık ölümüme...


Dienstag, 18. August 2015


Yola düştük, yoldan olduk, düştük bitap
Çıktık dağa, vardık suya, yandık harap
Ey güzellerden güzel, her yanımız olsa Hakk
Biz güzeli ayık gördük, bize neyler o şarap






Samstag, 15. August 2015



Böyle mi kendine zalim olman
Gün gelir boynun incelir kıldan
Ve kılıçtan keskin bir adam
Yakalar en büyük yalandan

Dienstag, 28. Juli 2015




damda yatan
akıl küpü,
çözmüş
sır düğümü.
şimdi dokuz köyden
seyreyle gümbürtüyü.

bir ormanda kaç ağaç?
büklüm büklüm
kırkağaç.
ben hain körebe;
köşeler bucak.

ne kadar sıcak
o kadar tatsız
gönül şerbetin.
sen şerbetini soğut;
gönlünü de avut.
kemale değdi vaktin.
perdeleri sıkı tut.

adın namın 
iki günlük 
dünya eder
dün bir,
bugün iki,
yarın belki üç
sonrası çok güç.



Donnerstag, 23. Juli 2015




Bir Delinin Monologları...bö! 

Yüzümü yüzüne dayayan her şeye bö! diyesim var 
Bö! Kork benden 
Bö! Çok da umurumda 
Bö! Sus hakkının limiti bitmiş dilim dışarıda...
Garip mi görünüyorum duyduğunuz yerden 
Huniler mi uçuşuyor sesimden 
Oysa ben kuş tüyü yastıklarımdan feragat edip 
Uçmaları düşünmüştüm tüm gece 
Yani duydukları yerden beni garipseyenleri 
Bunlar siz misiniz 
Aklımın insan tezleri 
Bö size 
Bö anlayışıma çalım atan süzgeçlere 
Uzun zaman oldu hiç mana süzmüşlüğüm yok 
Ve uzun zaman oldu hiç insan sezmişliğim de yok 
Evet, belli oluyor değil mi 
Pek lezzetli bulmadı dimağımız birbirimizi 
O zaman siz de uçuşan bir bö’ye çekin beni
Ürksün sesim 
Ben ki bir deliliğin susma mihengiyim..

Feyz Kariha



Montag, 20. Juli 2015



çiçekli elbiseler
giyinmesen de olur
dediğin için
ciddiye alma beni
allah biliyor ya
düşe kalka gülüyorum
aklım elimde
hoplayıp zıplıyorum.

kuşun sütü çıkmış
ne kadar kuş o kadar süt
vermiyor avcı kılıklı
bir başka sesle
arkamdan konuşuyor
bakmıyorum haliyle
ağzının kenarında
süt kuşu görüyorum
bu muhabbeti
tam burada
uzatmayalım da
ne yapalım
soruyorum?
şurada bir yerde
adın yazıyordu
onu da hep
unutuyorum.

tamam işte
bunu da anladık
ne kadar şen
o kadar gülşen
annesi var hepimizin
seviyoruz haliyle
allah ki hepimizi seviyor
senden önce biliyorum.

hadi bunları da
geçelim ki
daralmasın göğsün 
çünkü göğüs genişliği
akıl genleşmesinden 
muteber
ya da
müteşekkil miydi
hatırlamıyorum.

inanmıyorsan
gel de inan
dediğimden beri
koşuyorsun
avcı kılıklı
ama ne koşmak!
süt kuşu hızla 
sekiyor yanağından
sek
sek
süt kuşu!
şimdi gönlün oldu mu?




Freitag, 17. Juli 2015





Görmedin namert köprüsün
Nicedir mamur durur
Bilmedin Hakk çeşmesin
Böyledir, akaryoldur

Özünde durmaz ham söz
Aslını görmez her göz
Kendin bilmez nice iz
Hakk'ın himmeti akaryoldur



Montag, 29. Juni 2015



bize böyle sevmeyi kim öğrettiyse gözü gönlü nur dolsun




Sudan Sebep

Suyu kaynaktan doldurur
İçine akar döner durur
Sanma ki hep kandırır 
Nazlısı miskten amber olur

Bil ki suya kanmak yoktur
Her telinden kaynar durur
Tüm güzeller benzer olup
Hoş rağbet ile yangın olur

Su böyle tatlıdır, görene yangın olur
Kimya dedikleri çelik ile çomak olur
Bizi sudan ayrı gören görmez olur 
Himmet ile hikmet tek batında durur

Miskten kokulu, baldan tatlı; 
Hayran imiş dil, hayran olur.




Mittwoch, 10. Juni 2015




kadın yükü

çok güzelsin tanrım, çok
ne vakit sevsek büyüyoruz
bu yüzden bu kadar çok

bazı devalarda şifa yok
çok büyüksün tanrım, çok
bu yüzden istiyoruz
şifanın büyüğünü; hem de çok
...
eman efendim; aziz efendim
fedayız, pür hatayız efendim
bu yarım, bu çifteli akıl ile
bir var bir yoğuz efendim.










Freitag, 5. Juni 2015



"Karşıma, arkası kırık bir iskemleye oturdu. Yelek cebinden tabakasını çıkarıp bir sigara sardı.
“Hayırdır ciğerim?„ dedi. “Ne vakit geldin?„
Şimdi, ince bir pusun ardında hafifçe dalgalanıyordu kederli yüzü.
“Bugün„ dedim. Ben de bir sigara yaktım."

İnsan Hatırlar, Nermin Tenekeci




Bade ile bade ile
Tüm terkip bade ile
Belli olmaz söz bile
Bilen söyler bade ile

Aynalarda göz badem 
Feryat eder öz madem
Bir görsem göz badem
Söylesem öz madem





Dienstag, 2. Juni 2015



Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur,
Bir dem gelir şâdân olur, bir dem gelir giryan olur,

Bir dem sanırsın kış gibi, şol zemheri olmuş gibi,
Bir dem beşâretten doğar, hoş bağ ile bostan olur,

Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez,
Bir dem dilinden dürr döker, dertlilere derman olur,

Bir dem çıkar arş üzere, bir dem iner taht-es serâ,
Bir dem sanırsın katredir, bir dem taşar ummân olur,

Bir dem cehâlette kalır, nesne bilmez nadan olur,
Bir dem dalar hikmetlere, Kâlînos û Lokmân olur,

Bir dem dev olur ya peri, viraneler olur yeri,
Bir dem uçar Belkıs ile, sultân-ı ins û can olur,

Bir dem varır mescitlere, yüz sürer anda yerlere,
Bir dem varır deyre girer, İncil okur ruhban olur,

Bir dem gelir İsa gibi, ölmüşleri diri kılar,
Bir dem girer kibr evine, Fir’avn ile Haman olur,

Bir dem döner Cebrail’e, rahmet saçar her mahfile,
Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur.

Mittwoch, 27. Mai 2015



Özlemek hakkıdır, her kim ki hünerli sevdi
Başka bir toprak, başka bir su değil
Her kim ki hünerle sever, özlemek hak.
Tuz, yarayı bastırıyor; hakkıdır, bastırsın
Kimin ki başı güzel ceylan; tacıdır, süslesin
Beni çamurdan yaratmış yaradan; 
Kimini bilmem ki neden tatlı sulardan
Eski hikayelerdeki Tanrılar sevilmez;
Tanrı bir, Tanrı hak.
Beni çamurdan yaratmış yaradan;
Kimini neden serin sulardan?




Dienstag, 26. Mai 2015

Donnerstag, 21. Mai 2015

Dienstag, 19. Mai 2015



Kusurlu güzelliklerin olsun;
Ne kadar beyaz o kadar iyi değil
Yakında süte katacaklar seni 
Ne kadar hakiki o kadar iyi 

Montag, 18. Mai 2015




Aç kapıyı gönülbaşı, gönül bir mualla can oluptur.
Dağ değil, yekpare mermer taş değil, henüz bir yavrudur.
Aç kapıyı, gönlün başı pervane bağına çiçek oluptur.
Yastığı nakışlı, bir bakışı kurbanlı bayram yurdudur.

Kim ki kendini kaybolanda buldu, mualla odur
Kim ki derdini şikâr etti, mualla kaybola hoştur
Kim ki can yurdunu terkeyledi, mualla kuş oluptur

Sen iki dirhem oladur, ben çekirdek olurum
Meftûn olanın cebi delilik, ben mestâne olurum
Sen besbelli hoşâmedî, ben muallâ olurum.  


...

Sana yangın yerlerinden bir tütün
Sarıp sarmalayıp da avuttuğum gün
Sana her defasında çarpıp döndüğün
Bent olsam da sen bu duvarı yıkarsın

İdris Ekinci

Dienstag, 12. Mai 2015



Ilık şerbet içiyorsun halbuki adet başka 
Hangi ateşte kaynattıysan bu gönül şerbetini
Götür de ikram et 
Gönlünü almasalar da 
Şerbetini tadan olur elbet
Gayretkadın öyle öğütler verir ki 
Tutmaya kalksam binbir baharatlı şerbet
Tutma gönül, ah desem gel de ikna et

Bu akıllar akıl değil sanki gönül
En çok da şerbet kaynarken sanki bir dilgönül






Montag, 11. Mai 2015




Ceylanı yaratırken 
Ak pak beneklerini 
Koymasaydı Tanrı'nın letafeti
Ya koymasaydı?
Nerden bilecektik tanrısal güzelliği

Benim başım güzele döner
Ah benim başım!
Güzeli nerde görse sever

Söyle avcı kimdir cihangir kim değildir
Ola ki ceylan avından mutlu dönendir
Ya sen yaşlı yüreğimden ne istedin a cihangir?










insan gönlünü sırtında taşımaz, insan gönlünü gönlünde taşır efendim.







Uykudan uyandıran rivayet:


Bir ermişe sor başka bilen bilmez.
Bu can ipi bir düğümü daha tutmaz.
Tanrı sıralı gidişleri hiç mi hiç sevmez.
Bugün hatasıyla yarın sevabıyla demez.
Aşikâr severiz biz kimseler görmez.

İçimizden geçen şu rivayet,
Ha gayret güzelim gayret et.










Sonntag, 10. Mai 2015



ne zaman yüzünü dönsen, sırtıma bir dağ dökülüyor.






Ve insan cinneti yarattı.
...

Hemdemine gelelim ki bilelim.
Tanrı muradında hesap tutmaz;
Ol demeksizin oldurmaya.
Sakındıysak gönül kırmamak;
Tutunduysak gönül paklamak;
Yol bize revan oldu; biz yolda viran. 
...

Çal kapısını duvarların, derdi bitmez er kişinin
Kirpiği suya değer; göz görmez hal ve gidişin
...

Kerpiç duvar, taş duvar,
Gönül duvar, han duvar.



Samstag, 9. Mai 2015






Halamın derdi var bende, duruyor 
İki fasulye kırsam boynum tutuluyor
Ona benzemekle iyi etmemişsin diyorlar
Halam boynu ne vakit tutulsa şehadet getiriyor

Halam gün gördü mü kimse bilmiyor;
Dünya'nın göz göz derdi bitmiyor 
Ona benzemekle iyi etmemişsin diyorlar
Halam ne vakit incelse yazmasıyla ağzını kapatıyor

Halam meclise girdi mi kimse görmez
Elleri dizinde kavuşur da kavuşmayan bilmez
Elli sene şükreden onun gibi gülmez 
Halam ne vakit suya değse gayri kendin bilmez
...
Ben sana derman olsaydım olurdum.
Olurdum hemdert olsaydım.
Tanrı ol deseydi olmak sudan sebep.

Mittwoch, 6. Mai 2015




Bir duvar bir kelebeğe değmiş
Bir yaprak bir ağaca bakmış
Bir taş bir ayağa dokunmuş
Bir ceylan sek sek oynamış
Bir yol bir niyeti yürümüş
Bir koku bir güzeli paklamış
Gökten üç söz düşmüş
Bir masal böylece bitmemiş

Samstag, 2. Mai 2015



Anladım o yalandı bu da yalan
Bu rüyaları kim görüyorsa başı duman
Şöyle diyordu ya hevesli bir şiir:
Ceylan bir ev değil, Tanrı kapısıdır; aman!







Montag, 27. April 2015





Nur'cuğum sağolsun.

Şimdi anladım bu bir yoldu tez geçtik gönül 
Ah gönül şimdi anladım güzelin bile kusurlusu makbul 
Bu rüya kaçıncı, ben diyeyim çok sen anla bir değil iki gönül



Mittwoch, 22. April 2015



Şiir değil bundan böyle, güzelleme bahtım
Şiir diye ben beni ordan oraya koştum 
Bu gazelin güzelini bir kere yazdım
Bir güzel çünkü bir kere yazılır,
Bin kere okunurdu cancağızım.
Ceylan boynunu boynuma doladı da 
Üstüne tütün döküp yaman yaktım.

Ceylan değil bundan böyle çiçek avlasın beyler
Bir tek ceylanî işaret meczup olmaya yeter
Kimi meczup, kimi muhip, kimi muktedir, kimi hiç olsa neye değer?
Kimselere söyletmedim, tez kandı da gitti söyleyenler.
Bu da böylece dert olsun şanına; nasılsa gazeller her halükârda güzeller.


Sonntag, 19. April 2015



biz hesabı bilmez idik, öğrettiler
hiç derdimiz yok idi, söylettiler
günümüzü gece, geceyi gün eylediler
bizi böyle perişan kim ağlasa haktır 

dinle dur, gönül iki başlı bülbül imiş, sevdik
taze bir ekmekten güzel kokar imiş, bildik
türlü sesler içinde sessiz kalan saz kamış
bizi böyle perişan kim ağlasa haktır 

bir zarf gelmiş, pulunda açık son mektup
ne söylese kırılacak gönül, orda susup;
en yaşlı leyla, işte yine de bir leyla olup
bizi böyle perişan kim ağlasa haktır
...
sen de anlamadın, kitap hesabı geçer gönül gözüm
daha da dinlersen yoğum varımdan üstün
bilmeden derdini deşer de geçer bir gün
bunu da böylece bilesin; bu dünya bize nâmümkün.




Dienstag, 3. März 2015





bulmaca

bir zarf
içinde bir şehir
pulunda bir mektup 
üstünde posta güvercini

bir kadın
içinde bir anne
başında cennet
sırtında bir gönül

bir şehir
suyunda bir damla
çeşmesinde kuyu
toprağında ölüm

bir adam
adımında bir mektup
önünde bir şehir
sırtında bir gönül 

Dienstag, 24. Februar 2015




göğsünü geniş tut hayy'dan hû'ya yoldur o

...

içtiğin şarap suya mı dökülmüş? 
içimi dilsiz çingeneler mi görmüş?
çingeneler çingene olalı 
böyle yamalı bohça mı sökmüş?
o can sana gelmezmiş gönül
velev ki iki cihan bir araya dönmüş.

gönül yine mi yakmış çıranı?
kader sıvazlasın bundan böyle sırtını
kırk tas tevbe etsen de âh-u zârlı
iki gözüm içmeden hayran olalı,
o can sana gülmezmiş gönül
velev ki iki cihan..









Sonntag, 22. Februar 2015




Utanmaktan ellerimiz sızım sızım
Serçe parmağım ipek böceği
Özünde yanan kömür,
Benim ben!


Freitag, 20. Februar 2015