Donnerstag, 17. April 2014

Yağmurun dökülürken çıkardığı sesleri ve inerken değdiği noktaları,
Birledin mi mahir parmaklar? Kim bilmez ki yağmurun incelerek döküldüğünü,
Ve inceldikçe rahmete dönüştüğünü. Çünkü mahirâne inceltmekten alamaz kendini.
Bu yüzdendir kıdemli göksel kazalar, kadere geçiş sağlar. Çünkü Tur’da ateş neyse burda sesini
Nice beyler, nice vakitlerde avuç avuç satarlar. Değil mi?
Paçalarına kadar toprak ihtimaline batmış bir lisana benziyorsun. Öyle mi?
Tüm seslerin bir tarihi olsa sesinden başlatırdı kitaplar. Pek tabii.

Adem’in düşüşü nefsinden değil; ben isterim ki ellerinin bereketine bereket düşsün.
Beylerin makamını kim dokuyorsa bana da ben isterim ki “seni” efendim.



Sonntag, 6. April 2014



Soruları silip cevaplar yazıyor yerine. Peki ben bundan ne anlamalıyım? Ne anlamalıyım
Bilginin hikmete dönüşme çizgisinden ve bu çizgide sıratta gibi yürümekten.
Benimle oyun oynamıyorsun Tanrım beni ciddiye alıyorsun.
Kim kurdu bu hayali de bu kadar benziyor bana? Bu rüyaları ben görmedim,
Bana sen gösterdin Tanrım. O halde diyorum, o halde ben uyanıkken başlamıyor bu meşk.
Aynı vaktin ziyaretçileri oluyoruz ve dünyanın milyar yıllık yaşı bir şeyler anlatmıyor mu sana?
Unutmak derdi hatırlamak derdinden derindedir diyorsun da başlıyor bu meşkim sana.
Ürküyorsun, ürperiyorsun da ne oluyor, dünya gene milyar yıl yaşında ve sevmiyor dünyalığı.
Dünya ile aramızdaki yaş farkı, seninle aramızdaki meşk farkı, dünya ile arandaki farkı kapatmıyor,
Hamdolsun, kuşlar alıngan değildir yoksa uçmaktan bilmezlerdi efendim ve
Kuşlar kırılgandır yoksa göçmekten bilmezlerdi diyorum da ne oluyor? Bitmiyor bu meşkim sana.

Devran döner ve ben  Abdal Musa’nın ceylandan farkını anlayınca bilirim avcının büyüklüğünü.
Ve  parmak uçlarındaki takvim kaygılarımın iman mahallinden tutar kendini ama aldırmazsın
Buraya kadar uzanabildiğine.  Halbuki ben ay takvimini severim, ay takvimi de beni sever.
Vehimleri, telaşları ve korkuları sardığın mendili kapının aralığında düşürür de hiç farketmezsin.
Ve ben anlarım başka şeydir peltek okunan harf keskin okunandan. Böylece sana selam ederim.

Freitag, 14. März 2014


Pencere kuşu korkulukta duruyor, ev kedisi pencere pervazında
Dertleri pencereden büyük, kuşun kalbi kedinin tüylerinden de kısa
Kuşun alnından süt akıyor; kedinin ciğeri de ah böyle yanmasa
Kuş her sabah pencereye dayanmasa kedi sütü hatırlamayacak
Kuşun aklı fikri bülbülde her akşam ve kedinin aklı delik her gece
Kedi bütün sabahlar yazı tura ile çelik çomak kurgulayacak
Dünya derdinden bit düşmüş ciğerine; ah hep de böyle kaşınmasa
Kedi ile pencere, bülbül ile kuş kadar yakın iki saksı menekşe
Menekşe! Menekşe! Meftun ve mestan!
Ah bu kadar güzel kokmasan bülbülün de aklı fikri gülde kalacak.






kedi: aklı delik.
menekşe: bal gibi de mis kokuyor.
kuş: süt dökmüş kedi.
kuşun alnından akan: kedinin kafasını karıştıran.
kedinin kafasını karıştıran: kuş sütü.
kuş sütü: cevher.

merhaba.