Donnerstag, 23. Juli 2015




Bir Delinin Monologları...bö! 

Yüzümü yüzüne dayayan her şeye bö! diyesim var 
Bö! Kork benden 
Bö! Çok da umurumda 
Bö! Sus hakkının limiti bitmiş dilim dışarıda...
Garip mi görünüyorum duyduğunuz yerden 
Huniler mi uçuşuyor sesimden 
Oysa ben kuş tüyü yastıklarımdan feragat edip 
Uçmaları düşünmüştüm tüm gece 
Yani duydukları yerden beni garipseyenleri 
Bunlar siz misiniz 
Aklımın insan tezleri 
Bö size 
Bö anlayışıma çalım atan süzgeçlere 
Uzun zaman oldu hiç mana süzmüşlüğüm yok 
Ve uzun zaman oldu hiç insan sezmişliğim de yok 
Evet, belli oluyor değil mi 
Pek lezzetli bulmadı dimağımız birbirimizi 
O zaman siz de uçuşan bir bö’ye çekin beni
Ürksün sesim 
Ben ki bir deliliğin susma mihengiyim..

Feyz Kariha



Freitag, 5. Juni 2015



"Karşıma, arkası kırık bir iskemleye oturdu. Yelek cebinden tabakasını çıkarıp bir sigara sardı.
“Hayırdır ciğerim?„ dedi. “Ne vakit geldin?„
Şimdi, ince bir pusun ardında hafifçe dalgalanıyordu kederli yüzü.
“Bugün„ dedim. Ben de bir sigara yaktım."

İnsan Hatırlar, Nermin Tenekeci

Dienstag, 2. Juni 2015



Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur,
Bir dem gelir şâdân olur, bir dem gelir giryan olur,

Bir dem sanırsın kış gibi, şol zemheri olmuş gibi,
Bir dem beşâretten doğar, hoş bağ ile bostan olur,

Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez,
Bir dem dilinden dürr döker, dertlilere derman olur,

Bir dem çıkar arş üzere, bir dem iner taht-es serâ,
Bir dem sanırsın katredir, bir dem taşar ummân olur,

Bir dem cehâlette kalır, nesne bilmez nadan olur,
Bir dem dalar hikmetlere, Kâlînos û Lokmân olur,

Bir dem dev olur ya peri, viraneler olur yeri,
Bir dem uçar Belkıs ile, sultân-ı ins û can olur,

Bir dem varır mescitlere, yüz sürer anda yerlere,
Bir dem varır deyre girer, İncil okur ruhban olur,

Bir dem gelir İsa gibi, ölmüşleri diri kılar,
Bir dem girer kibr evine, Fir’avn ile Haman olur,

Bir dem döner Cebrail’e, rahmet saçar her mahfile,
Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur.

Dienstag, 17. Februar 2015



Gönül, sen bir dil değil misin?
Candan içre en tatlı can değil misin?
Ağzına bal vereler, canına gül koklatalar
Sen zemzemden önce su değil misin?

Sus gönül, her yol sana mübah mıdır?
Kalem seni yazmaz, mürekkep tutmaz mıdır?
Eline nur koyalar, tahtına gönül vereler
Sen yoktan önce var değil misin?

Bize bir çatımlık kaş ile bakmış derler
Derdimizi çözmüş, göğsümüzü öpmüş derler 
Saz ile hem sözümüzü duymuş derler
Sen meşklerden evvel meşk değil misin?


Sonntag, 15. Februar 2015



Hızlıca örtüsüne bürünerek,
Dünyanın önünden geçip giden efendim
Kalbim kuş kadar olmuşsa ne olmuştur?
Helak olmuş bir kavmin kadınları kadar
Sevmeyi bilmiyorsun diye söylendim,
Bir keklik avcısının yaraladığı kekliğe.
Nedenmiş bir kekliğin de sevmeyeceği?
Nedenmiş bir avcının da sevilmeyeceği?
Nasılsa gelmedik dünya denilene,
Gözlerimizle gördüğümüze inanmaya.
Yâr efendim yâran efendim,
Cân efendim cânan efendim,
Kalbim kuş kadar olmuşsa ne olmuştur?

Çat diye
Orta yerinden 
Kırılabilecekler 
Listesinin 
En başına
"İnsan"
Yazdım
Bu 
Şiiri
Buraya
Yazmakla.

Freitag, 5. Dezember 2014



ayşe kadın gün gördü / dönüp analığa yüz sürdü
dediler "hekim okun at"!/ dedi "hikmet" yüz güldü
ayşe kadın, gün döndü / varıp kadınlığa büründü.


Samstag, 29. November 2014


bütün günü bir şiiri kurgulayarak geçiren huysuz şair
çapraz sokağında ter atan kediye nazire olsun diye
içinden daha derin kuyulara bakıyor dik dik
babadan kalma hoş dönümlük üzüm bağından
ne şaraplar, ne sarhoşluklar, ne pekmezler sızdırıyor
ve yazıyor : “şair, şiirlerinin halaybaşı olabilendir.”
sen ne umuyordun ki iki gözümün biricik nutku
şair dediğin kendi kedisinin güzellemesidir



kafamız güzel vesselam
:) 

Freitag, 28. November 2014



tütün de saramıyoruz zarifoğlu'nun teyzesi gibi
içimiz kavrulsun mu böyle her sabah soba başında
böyle tütünsüz dumansız

Dienstag, 25. November 2014



baş köşede evimizin kadim geleneği
ellerinden öperiz gelenek hatun
müsaade buyur lokmamızı yutalım.

ahşap gergefi başımızdan yukarı
kaynar su gibi deviriyordun da
şiirlerin okunmaz oluyordu gözlerinden
zamanı şişleyip durma, kanatıyordun
defalarca fikrimden saçılan tohumların
yüklü analar misali bereket doğuracağını
sen de benim kadar iyi biliyordun.
ormanın bekâretini böyle şüphelerle sınama
tabiat buyruklarını ben de senin kadar bilmiyordum.





Sonntag, 13. Juli 2014


Bir kitabın hakkımızdaki tüm renkleri boyaması mümkün müdür?
Mümkün müdür bütün boyalarımızı beyaza silmesi?
Aynı zamanda yeşile çalması tüm hayırlı renklerin

Bazen bir kitabın kendine harf olamayacağını bilmek gibi midir
Bir kırmızının bir ebrudaki tüm renklerden daha renkli olması ve
Şarkıların el-hamra’dan daha arabesk yükselmesi tarihin dışında

Bazı kitapları ekseninden kaydırmadan tutmanın bahtı kadar mıdır
Bir kitabın, kalbinin sağından bahar vermesi
Ha baharın yeşili ha kitabın beyazıyım,
Mümkün değilim efendim, mümkün değilim,
İmkanım yok.