Dienstag, 16. August 2016



güzelafet cevrimizi çekemezsin demedim mi?

güzelin korktuğu,
güzelden güzel olduğu.
güzelim korktuğum,
güzelden afet olduğun.

Montag, 8. August 2016


yalancılardan, ikiyüzlülerden, korkaklardan ve hadsizlerden çok sıkıldım. çok.
az ötede durun allahınız aşkına.

Mittwoch, 13. Juli 2016

Derd-ü gamı aş da gör
Zevki ile coş da gör
Gece gündüz taş da gör
Sen o yâri aşkta gör

Ferhat gibi bak da gör 
Hem Şirin'i tat da gör
Evvel ahir Hakk'da gör
Sen yârimi aşkta gör 

Kimi Leyla; bul da gör
Kimi Mecnun; kulda gör
Tûr'da Musa ol da gör
Sen o yâri aşkta gör

Meczup şarabın iç de gör
Satıp cânını hiçte gör
Aşk kefenin biç de gör
Sen yârimi aşkta gör

Piştim deme; yan da gör
İçtim deme; kan da gör
Daim cânın kurban gör
Sen o yâri aşkta gör

Freitag, 17. Juni 2016




Güzelin hicâbı başa belâ
Güzeller güzeli derde devâ
Gönül dil, gönül dilsiz hebâ
Ey güzelim, güzelsin câna

Efendim, derdime derman efendim
Bir güzeli câna ferman eyledim
Okuyan bilmez de, yazanı neyledin?

Güzelim, güzelsin güzel
Yanakların hakkım evvel
Her daim vâr-ı ezel
Ey güzelim, güzelsin güzel

Efendim, derdime hayran bendim
Bir güzele cânı kurban eyledim
Bilmeyendim, hepten hıfzeyledim.

Ey güzel, bu cân, bu da ferman
Güzelliğin cân illerinde destan 
Cânı, hem cânanı bana satan
Sen değil misin aşk ile sultan?

Efendim, hangi yoldan gelir bu derdim?
Hangi felek yıkıldı da kalan bendim
Demeyen dilimdi, hepten lâl eylendim.

Ey güzel, doyamam güzelliğine
Mümkün mü girsem bir tek zikrine
Bin kere gelsem eremem iline
Ey güzel, bu güzellik haktır virdine

Mittwoch, 15. Juni 2016


Günler helalinden,
Kul benliğinden,
Can bedeninden,
Geçer de geçer.

Hak hikmetinden,
Kader kudretinden,
Dert yâresinden,
Geçmez de geçmez.

Gam güzelinden,
Göz gördüğünden,
Söz bildiğinden,
Geçer mi bilmez. 

Samstag, 11. Juni 2016



Aman ya Rabbim her şeyi bitirmeye and içmiş gibiyim.
Her şeyi bitirmeye and içirdin de bitmeyecek gibiyim.
Senden uzaklaştıkça ben yine kaybolacak gibiyim
Yaklaşsan, yaksan yine kül olmayacak gibiyim.

Kapım yok kavlim çok efendim böyle ölecek gibiyim.
Nere gitsem canım ok efendim avlanacak gibiyim.
Bu cuma bayram efendim ve her bayram mübarek bilirim.

Seni yazar her kalem, her kelam leyli türküyüm.
Dünyada derman arayan türlü deliden biriyim.
Nar mevsimi nar tanesi nur mevsimi nur paresiyim.
Gördüm göreceğimi beden yüklü can şerbetiyim.

Kaderi gören gönül gözü,
Gönle dolan sensin özü.
Sen dedin ben yazdım.
Ben sevdim, sensin özü.




Donnerstag, 2. Juni 2016


mesel, hatırlamak için bir neden
mesela hatırlamak da bir neden
acıyı yakan taptaze bir acıyı
suyla soğutmak da neden?

günü bitti gün geldi sır oldu
ruh ayan, ruh beyan ile coştu
derdin demedin kefene doldu
gönül almadı da kabre kondu

sade gül gibi saralar canın
okuyalar rahmet ile adın
bileler adı ile yakin
diyeler hem razıdır Rabbin

geldi gitti bir can
göçtü gitti bir an
el-aman... el-aman...




Freitag, 22. April 2016

"Hayatlar dolusu, kitaplar dolusu yollar. Yollar ve düşler... Sararmış sayfalar üzerinde karmakarışık ayak izlerin. Ve toza toprağa bulanmış göğüs kafesleri, kafatasları, kurbanlarının: ümitleri, emelleri ve ihtirasları, vaslına ermişler mi, ermemişler mi, belli olmayan yolcuların! Yollar ve düşler, bana öğrettiler mi, -bilgiye yem olmadan, kemiklerime kadar - neyi bilmeliyim ki, hakkında senin, sen avlarını peşinden koşturan avcı, öğrenmem gerekmesin her şeyi, kurduğun her tuzağı tek tek işlediğin her cinayeti? Gençken, ardında bıraktığın efsanelerin, zalim bir sevdanın, bazen tek bir bakışın alıp götürdüğü sahralarda, savanalarda, sönmüş ocaklarda ve yıkılmış yuvalarda, izini bulduğumda, ey ‘kusursuz’, senin, ayak izini yahut konak izini... cihangir sanırdım kendimi. Yaşlandım, yaşlandım ve şimdilerde sadece hayalini değil, hayır, gölgeni değil, yüzünü, ruhunu, künhünü görsem hatta kollarımda sarsam, etinle kemiğinle cismini, senin, bu yalnızca hüzün veriyor bana; hüzün… fetih sevinci değil! Çünkü çölde kızgın kum üzerine düşer düşmez uçup giden yağmur damlaları gibi beyaz ayacıklarınla önce kalbimde, sonra beynimde, sonra dizelerimde öyle kalpsiz, öyle umursamaz sekip gittiğin o acılı, öfkeli günlerden bir gün, belki canım biraz fazla yandığı için, tutup sana ilk kez katıksız aklın keskin bakışlarıyla bakayım dedim; baktım ve ne göreyim, o güne kadar ey benim kusursuz bildiğim Güzel, koşarken hafifçe topallıyorsun! Tıpkı Saba Melikesi Belkıs’ınki gibi, senin de bir bacağın, meğer, hafif kısaymış! Ve sen ey erişilmez güzel sözlerin sihri, sen de, hikâyedeki o azize gibi, belki lekesiz tenine değdiği için nadan bakışları bir ölümlünün, o gün o yıkılan düşler altında hüzünle donup kalan, hüzünle gülümseyen görülmemiş güzellikte bir ölüye dönüşüverdin! Bir ölü ki, başında ıskatçılar bekliyor, sazdan sözden kesilmiş yaşlı şairler: kâhinleri, rahipleri, meczupları, şiir tapınağının... Ve göğsünde, nice sevdalı başın yaslanmak istediği o gökçe yerde, şöhret denen zehirli mi zehirli bir yılan çöreklenmiş, bir yılan ki, cennetin kapısı gibi süslü..."

Koytak

Freitag, 8. April 2016


şu yaşıma kadar ölmedim iki gözüm
şu yaşıma kadar ölmedim de, ah şu başım!
ağrılı başım,
ve azıcık aşım.

kaygı ile dolan taştı.
aşk ile dolan taştı.
gönül değil de sanki
bir taştı.
ve taştı da taştı.

hava desen değil,
toprak desen değil,
su desen değil de sanki
bir aşktı.
ve taştı da taştı.

gözünün bebeği
şakağının teri
su değil de sanki
bir yaştı.
ve taştı da taştı.

miskti kokusu esti geldi
reyhandı rengi boyandı geldi
amberdi ismi aştı da geldi. 
hoş geldi.
hoşgeldi.


Montag, 4. April 2016

"Su bile acıtır eğer yaraysa geçtiği yer
Ne fark eder onlar parayla saklanılan odalarda
Ben baya ayrılmış benim olmuş yataklarda
Onun koynundan avucumla su içtim
Ben onun gövdesini kucağım bildim"


İdris Ekinci

Freitag, 4. März 2016

Köşeyi dönünce Tanrım!
Pat diye çıkıyor karşıma
Çünkü göz göze ve billah
Tanrı duruyor karşıma.

Daha dün ve bütün gün
Biliyordum
Köşeyi döndüğümde olacakları ve
Tanrı'nın kapısında tüten ocakları

Karınca ile kırıntıyı 
Aynı köşeye koyarken Tanrı;
Kırıntıyı karıncaya taam;
Karıncayı kırıntı ile tam;
Seni bir de beni tamam
Ediyor ki;
Köşeyi dönme gitsin!

Samstag, 27. Februar 2016



Oldurmak işimiz değildir fakat eylemek feraiz
Söyletmek kârımız değildir fakat söylemesek hâkiriz


Donnerstag, 25. Februar 2016



adımızın bahtı var derler
her güzelin tahtı var derler 
tahtımızı kuran kader
kalem ile vuslat eder

heyhat ile geçer hayat
vakit dolar biter hasat
 kalktı pazar göçtü murat
kimdi maksud neydi maksat

yalan ömrüm dolan ömrüm
sermayesi hoyrat gönlüm
uçan kuş idim, kördüm
yere indim aşkı gördüm

ben ben diyeni yaman yaktılar
sen sen dedim hemân yandılar
bire bir, bine bin yalan kattılar
dolan taştı, yanan söndü canlar






Dienstag, 9. Februar 2016


Ölüm ölüm dedikleri
Ölmedim tattım bildikleri
Göçtü kervan gördükleri
Can efendim, vahlar beni
Sazlık ile kamış hû
Varlık ile varış hû
Hem/derdinle buluştu
İlla hayy cânım illa hû

Aşk dinim hem imanım
Dört kitapta kıl kararım
Adem ile aşk boğazım
Tek kursakta tokluk,
Her varda yokluk bağım



Samstag, 6. Februar 2016


daha iyi göreyim diye hep sana
bendimi fedai kılayım diye tek sana
baktım ağzım tatlandıkça hep sana
...

Mittwoch, 20. Januar 2016



Kaygu çektim tasa hoş gam hoş
Sözün ile gönül hoş başım hoş
Meyin içtim üzüm hoş koruk hoş
Derdin ile gönül hoş başım hoş

Binbir türlü emrine râm olam
Hem can hemi ten ile tam olam
Kabre koyun aşk ile sırdaş olam
Ah ben beni bir lahza bilse idim

Dienstag, 15. September 2015



Ben sevdiklerime hiç mi hiç dayanamam herkes bilsin 
Dayanmamalı.
Ama Tanrı isterse dayanırım hiç açmam belki de açmamalı
Kalbimde bir göz var ben bile bakmam buna nasıl inanmalı
Dertlinin derdi, zalimin zulmü var böyle ateşi de yakmamalı
Yok mu arttıran?
Gidenin yolu var bekleyenin beş vakit sabrı


Montag, 14. September 2015



"... "En fenası da insanın kendini kandırmasıdır." dedi.
Gerçekten de öyleydi. İnsan, en kolay kendini kandırıyor ve inandırıyordu.
Yüzümden okuyordu bunları, içimi karış karış biliyordu. Çünkü en çok ona benziyordum, en çok beni görüyordu."


Dienstag, 25. August 2015




Sarhoş ne anlar badeden
İçmeden geçeriz tenden
Sen seni ondan bilmeden 
Görme kadehin şevkinden

Gönül bilenedir bilene 
Bilmeyen neylesin bülbüle
Başta durmaz balta vurmaz 
Gönül bilenedir bilene 

Ne ayıktı ne de uyanık
Ne dinledi ne de anladık.
Hem candı hem de yandık 
Gönül bilenedir bilene




Mittwoch, 19. August 2015



Ben bu Fırat'ın akışına kurban kaçıncı kadınım? Bir şey söyleyeceksen şunu söyle ben Fırat'a böyle dert olmuş hangi kadınım? Fırat elbet bir nehirden fazlasıdır ve Suzan Suzi elbet bir türküden fazlası.

Haydi türküyü bitir. Ben sesini duymamaya dayanamam Tanrım.




Meyden hoş, serden hoş, badeden hoş canım! Gecenin aşkı olmasa gündüzüm ne manasız olurdu. Gecenin iniltisi gündüzün gürültüsünden sevimli geliyor. Ve ölümün rengi tırnaklarımda parlıyor. 

Uyanıklığım kahırdır ey uyanmak dileyen! Uyanmak dileyen bade ile uyusun. Bade tüm hoşlukların anasıdır, gebesidir, kendisidir. Tam da bu gece, ölmeden önce, öldürüyorum tırnaklarımın rengini. Ölümün taze kokusu burnumu yakıyor. Tüm sevdiklerimi ölmeden önce öldürüyorum ey! Çünkü dayanamam, has bahçemin gülüdür ölüm. Bu ölüm Allah'ın emri, şu ayrılık herkesten sadık. Bu ölüm hangimizi diriltir? Şu ayrılık kavuşmak bilmez. Çünkü kavline sadık, gönlüne sadık; sadık ölümüme...


Dienstag, 18. August 2015


Yola düştük, yoldan olduk, düştük bitap
Çıktık dağa, vardık suya, yandık harap
Ey güzellerden güzel, her yanımız odur; Hakk!
Biz güzeli ayık gördük, bize neyler o şarap


Samstag, 15. August 2015

Böyle mi kendine zalim olman
Gün gelir boynun incelir kıldan
Ve kılıçtan keskin bir adam
Yakalar en büyük yalandan

Dienstag, 28. Juli 2015




damda yatan
akıl küpü,
çözmüş
sır düğümü.
şimdi dokuz köyden
seyreyle gümbürtüyü.

bir ormanda kaç ağaç?
büklüm büklüm
kırkağaç.
ben hain körebe;
köşeler bucak.

ne kadar sıcak
o kadar tatsız
gönül şerbetin.
sen şerbetini soğut;
gönlünü de avut.
kemale değdi vaktin.
perdeleri sıkı tut.

adın namın 
iki günlük 
dünya eder
dün bir,
bugün iki,
yarın belki üç
sonrası çok güç.



Donnerstag, 23. Juli 2015




Bir Delinin Monologları...bö! 

Yüzümü yüzüne dayayan her şeye bö! diyesim var 
Bö! Kork benden 
Bö! Çok da umurumda 
Bö! Sus hakkının limiti bitmiş dilim dışarıda...
Garip mi görünüyorum duyduğunuz yerden 
Huniler mi uçuşuyor sesimden 
Oysa ben kuş tüyü yastıklarımdan feragat edip 
Uçmaları düşünmüştüm tüm gece 
Yani duydukları yerden beni garipseyenleri 
Bunlar siz misiniz 
Aklımın insan tezleri 
Bö size 
Bö anlayışıma çalım atan süzgeçlere 
Uzun zaman oldu hiç mana süzmüşlüğüm yok 
Ve uzun zaman oldu hiç insan sezmişliğim de yok 
Evet, belli oluyor değil mi 
Pek lezzetli bulmadı dimağımız birbirimizi 
O zaman siz de uçuşan bir bö’ye çekin beni
Ürksün sesim 
Ben ki bir deliliğin susma mihengiyim..

Feyz Kariha



Montag, 20. Juli 2015



çiçekli elbiseler
giyinmesen de olur
dediğin için
ciddiye alma beni
allah biliyor ya
düşe kalka gülüyorum
aklım elimde
hoplayıp zıplıyorum.

kuşun sütü çıkmış
ne kadar kuş o kadar süt
vermiyor avcı kılıklı
bir başka sesle
arkamdan konuşuyor
bakmıyorum haliyle
ağzının kenarında
süt kuşu görüyorum
bu muhabbeti
tam burada
uzatmayalım da
ne yapalım
soruyorum?
şurada bir yerde
adın yazıyordu
onu da hep
unutuyorum.

tamam işte
bunu da anladık
ne kadar şen
o kadar gülşen
annesi var hepimizin
seviyoruz haliyle
allah ki hepimizi seviyor
senden önce biliyorum.

hadi bunları da
geçelim 
ki daralmasın göğsün 
çünkü göğüs genişliği
akıl genleşmesinden 
muteber
ya da
müteşekkil miydi
hatırlamıyorum.

inanmıyorsan
gel de inan
dediğimden beri
koşuyorsun
avcı kılıklı
ama ne koşmak!
süt kuşu hızla 
sekiyor yanağından
sek
sek
süt kuşu!
şimdi gönlün oldu mu?




Freitag, 17. Juli 2015





Görmedin namert köprüsün
Nicedir mamur durur
Bilmedin Hakk çeşmesin
Böyledir, akaryoldur

Özünde durmaz ham söz
Aslını görmez her göz
Kendin bilmez nice iz
Hakk'ın hikmeti akaryoldur



Montag, 29. Juni 2015



bize böyle sevmeyi kim öğrettiyse gözü gönlü nur dolsun




Sudan Sebep

Suyu kaynaktan doldurur
İçine akar döner durur
Sanma ki hep kandırır 
Nazlısı miskten amber olur

Bil ki suya kanmak yoktur
Her telinden kaynar durur
Tüm güzeller benzer olup
Hoş rağbet ile yangın olur

Su böyle tatlıdır, görene yangın olur
Kimya dedikleri çelik ile çomak olur
Bizi sudan ayrı gören görmez olur 
Himmet ile hikmet tek batında durur

Miskten kokulu, baldan tatlı; 
Hayran imiş dil, hayran olur.




Mittwoch, 10. Juni 2015




kadın yükü

çok güzelsin tanrım, çok
ne vakit sevsek büyüyoruz
bu yüzden bu kadar çok

bazı devalarda şifa yok
çok büyüksün tanrım, çok
bu yüzden istiyoruz
şifanın büyüğünü; hem de çok
...
eman efendim; aziz efendim
fedayız, pür hatayız efendim
bu yarım, bu çifteli akıl ile
bir var bir yoğuz efendim.










Freitag, 5. Juni 2015

"Karşıma, arkası kırık bir iskemleye oturdu. Yelek cebinden tabakasını çıkarıp bir sigara sardı.
“Hayırdır ciğerim?„ dedi. “Ne vakit geldin?„
Şimdi, ince bir pusun ardında hafifçe dalgalanıyordu kederli yüzü.
“Bugün„ dedim. Ben de bir sigara yaktım."

İnsan Hatırlar, Nermin Tenekeci





Bade ile bade ile
Tüm terkip bade ile
Belli olmaz söz bile
Bilen söyler bade ile

Aynalarda göz badem 
Feryat eder öz madem
Bir görsem göz badem
Söylesem öz madem



Dienstag, 2. Juni 2015



Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur,
Bir dem gelir şâdân olur, bir dem gelir giryan olur,

Bir dem sanırsın kış gibi, şol zemheri olmuş gibi,
Bir dem beşâretten doğar, hoş bağ ile bostan olur,

Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez,
Bir dem dilinden dürr döker, dertlilere derman olur,

Bir dem çıkar arş üzere, bir dem iner taht-es serâ,
Bir dem sanırsın katredir, bir dem taşar ummân olur,

Bir dem cehâlette kalır, nesne bilmez nadan olur,
Bir dem dalar hikmetlere, Kâlînos û Lokmân olur,

Bir dem dev olur ya peri, viraneler olur yeri,
Bir dem uçar Belkıs ile, sultân-ı ins û can olur,

Bir dem varır mescitlere, yüz sürer anda yerlere,
Bir dem varır deyre girer, İncil okur ruhban olur,

Bir dem gelir İsa gibi, ölmüşleri diri kılar,
Bir dem girer kibr evine, Fir’avn ile Haman olur,

Bir dem döner Cebrail’e, rahmet saçar her mahfile,
Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur.

Mittwoch, 27. Mai 2015

Özlemek hakkıdır, her kim ki hünerli sevdi
Başka bir toprak, başka bir su değil
Her kim ki hünerle sever, özlemek hak.
Tuz, yarayı bastırıyor; hakkıdır, bastırsın
Kimin ki başı güzel ceylan; tacıdır, süslesin
Beni çamurdan yaratmış yaradan; 
Kimini bilmem ki neden tatlı sulardan
Eski hikayelerdeki Tanrılar sevilmez;
Tanrı bir, Tanrı hak.
Beni çamurdan yaratmış yaradan;
Kimini neden serin sulardan?

Dienstag, 26. Mai 2015

Donnerstag, 21. Mai 2015

Dienstag, 19. Mai 2015



Kusurlu güzelliklerin olsun;
Ne kadar beyaz o kadar iyi değil
Yakında süte katacaklar seni 
Ne kadar hakiki o kadar iyi 

Montag, 18. Mai 2015




Aç kapıyı gönülbaşı, gönül bir mualla can oluptur.
Dağ değil, yekpare mermer taş değil, henüz bir yavrudur.
Aç kapıyı, gönlün başı pervane bağına çiçek oluptur.
Yastığı nakışlı, bir bakışı kurbanlı bayram yurdudur.

Kim ki kendini kaybolanda buldu, mualla odur
Kim ki derdini şikâr etti, mualla kaybola hoştur
Kim ki can yurdunu terkeyledi, mualla kuş oluptur

Sen iki dirhem oladur, ben çekirdek olurum
Meftûn olanın cebi delilik, ben mestâne olurum
Sen besbelli hoşâmedî, ben muallâ olurum.  
...

Sana yangın yerlerinden bir tütün
Sarıp sarmalayıp da avuttuğum gün
Sana her defasında çarpıp döndüğün
Bent olsam da sen bu duvarı yıkarsın

İdris Ekinci